mehtap.goren.sitemynet.com
Erzurum

Erzurum
Yöremiz
Adres Köşesi
Tepkiler

Erzurum



BAŞBAKAN AVRUPA BİRLİĞİ'Nİ HARCADI

İBRAHİM ÖZDOĞAN

İbrahim ÖZDOĞAN

3 Ekim AB müzakerelerinin beklendiği bu dönemde, AKP Hükümetinin son üç senedir ördüğü örgünün ilmikleri atıp, birer birer sökülmeye başladı. "Berlusconi yakın dostum, Karamanlis Rize'de misafirim" oyununun son perdesine gelmiş bulunuyoruz.

Bilindiği üzere Hükümet 29 Temmuz 2005'de Ankara Anlaşması ek protokolünü imzaladı. Ankara Anlaşması ek protokolü, gümrük birliği anlaşmasının, AB'ye üye tüm 25 ülkeye yayılması akdini teşkil etmekte. Aralık 2004 Brüksel Zirvesinde son anda Türkiye'ye dayatılan bu imza konusunda Hükümet Türk kamuoyunu çok uzun süre yanılttı. AB ilişkileri ve devlet yönetme konusundaki tecrübesizliğini itiraf etmeyi mümkün görmeyen hükümet, çözümü kamuoyunu yanıltmada gördü. Ancak bilindiği gibi mumlar yatsıya kadar yanar. Brüksel'de bu hafta Türkiye'yi Kıbrıs konusunda köşeye sıkıştırma haftası olarak geçiyor. Hükümet 29 Temmuz'da imzaladığı ek protokole bir de deklarasyon eklemişti.

Bu deklarasyonda, "Bu imza Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanıdığı anlamına gelmez" deniyordu. Halbuki AB cephesinde işler böyle görülmüyordu. Önce Fransa bir karşı atak yaparak, "Ankara imzasının anlamını bilmek zorunda. Bu imza Kıbrıs için de atılmış bir imzadır. Ankara bu anlaşmadan doğan yükümlülüklerini Kıbrıs için de yerine getirmek zorundadır" dedi. Ardından AB Komisyonu Genişlemeden sorumlu Komiserinin sözcüsü bir açıklama yaptı ve "Türkiye limanlarını Kıbrıs'a açmak zorundadır" dedi. Bu gelişmeler üzerine, AB dönem başkanı İngiltere, Türkiye'nin deklarasyonuna karşı bir deklarasyon hazırlamak durumunda kaldı. Geçtiğimiz hafta Brüksel'de toplanan AB üyesi ülkelerin daimi temsilcileri, ardından da İngiltere'de toplanan AB üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları bu deklarasyon metni üzerinde tartıştılar. Bu hafta Çarsamba günü Brüksel'de tekrar tartışılacak olan deklarasyon, Fransa'nın istediği gibi şekillenmekte. Buna göre, Türkiye'den attığı imzayı Kıbrıs için de uygulaması istenecek.

Bu, şu anlama geliyor.

Türkiye 3 Ekim'den sonra limanlarını Güney Kıbrıs gemilerine açmak zorunda kalacak. Hükümet Ankara Anlaşmasının limanları açma hususunu içermediğini söyleyerek, hala kamuoyunu yanıltmaya devam ediyor. AB Komisyonu bu konuda çok net konuşarak, "3 Ekim'den sonra limanları Kıbrıs'a da açmak zorundasınız" diyor. Hükümet ise oyalamacasına devam ediyor.

Başbakan'ın son günlerde yaptığı AB efeliği ise, halkı aptal yerine koyma oyununun bir devamı olmaktan öteye gidemiyor. AB liman konusunu 3 Ekim'in hemen ertesi bir döneme bıraktı. 3 Ekim'in hemen ardından Türkiye ile masaya oturulacak ve limanlar konusundaki hukuki şifre çözülecek. Bu şifrenin anahtarı ise AB Komisyonunun, "Bu imza limanları da kapsar" olacak. AKP de bu arada güya Türkiye'yi müzakerelere taşımış olacak. Hükümet şu ana kadar halkı oyaladı ve gerçekleri sakladı. Biz AB sürecinde kendi halkından gerçekleri bu kadar saklayan ve bu kadar devlet siyasetini ayağa düşüren başka bir AB ülkesi tanımıyoruz. Hükümet Ankara Anlaşmasının imza sürecinde, TBMM AB Komisyonunu dahi by-pass etti. Bunun üzerine, AB Komisyonu üyesi olan AKP Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır toplumun önünde isyan etti.

Böylesine bir konuda, kendi meclisini, kendi komisyonunu, kendi milletvekilini by-pass eden bir hükümetten birşey bekleyen var mı hala?

Varsa eğer.
Yatsı zamanı geldi.

Başbakan 3 sene boyunca o ülke senin bu ülke benim dolaştı. Her türlü devlet protokolü saygınlığını aşan bu geziler aile boyu oldu ve günler sürdü. Yaptığı ziyaretlerdeki en basit protokoller kibarlıkları, Türkiye'nin AB sürecine katılmış bir siyasi başarı sandı. Halbuki, bu devletler, kendi kuralları içinde hareket eden ve protokoller nezaketle devlet sınırlarını birbirinden çok iyi ayıran siyasetçiler tarafından yönetiliyordu.

Başbakan, Yunanistan Başbakanı Karamanlis'i Rize'ye davet etti. Karamanlis önce "gelirim" dedi, ardından gelmedi. Karamanlis şu anda Rize'de tatil yapmakla değil, Fransa ile birlikte 3 Ekim öncesi Türkiye'nin elini kolunu bağlama uğraşısı ile meşgul. Başbakan yakın dostluklar kurma kulvarını yanlış yerde aradı. Dostluklarını kendi partisi, kendi hükümeti, kendi ülkesi içinde, Türkiye'nin bekasını ise uyulan devlet kurallarında arayacaktı. Tayyip Erdoğan iktidarını ayakta tutmak ve AKP'nin dağılmasını önlemek için AB'yi sadece şark kurnazlığı ile kullandı. Hem Türk halkı hem de AB'ye üye devletler Tayyip Erdoğan'a güvenmiyor. AKP'nin oyları da tek haneli rakamlara doğru hızla düşüyor.

Erzurum - 06.09.2005

İbrahim ÖZDOĞAN
Erzurum Bağımsız Milletvekili

¤ Erzurum - 07.09.2005 11:24

Sayın İbrahim Özdoğan,

Erzurum Milletvekilleri içerisinde vatanını düşünen birisi olarak, çalışmalarından ötürü teşekkür ederim.
Saygılarımla.

M. Tevhit Gülseven